3 Temmuz
Bu senenin başlarında. Ekim ayının başı Eylülün sonu falandı. Bir takvim yaptım kendime her gece çarpı atıyordum. Bu seneyi sabır senesi olarak da ilan etmiştim. Öyle de oldu. Bol bol sabır ve biraz da kozalak dolu bir sene oldu. Zordu gerçekten. Her gün sabırla zamanın geçmesini beklemek. Ha şu an da olan bir şey yok sadece zaman geçti ama geri dönüp baktığımda hiçbir gününü tekrar yaşamak istemediğim bir sene olduğu için en azından bildiğim bazı kötü günler geride kaldı. İşte o yaptığım takvimin 3 temmuz son günüydü. Tabi ilk yaptığım takvimi aşırı ümitliydim geleceğe dair. İleriki günlere baktığımda diyordum ki hele bir şu zaman gelsin çok güzel olacak her şey diyordum. İçim içime sığmıyordu bazen inancımdan. İnananlar kaybetti... Çok isterdim inananlar kazandı demeyi ama olmadı. Demek ki her ne kadar hayat seni bazı şeylere inanmaya ne kadar zorlasa da o inandığın şey olmak zorunda değil. Yaşanması gereken şey senin o inanca sahip olarak yaşamanmış. Matrix'te bir sahne vardı. Kahin Neo'ya seçilmiş kişi olmadığını söylüyordu. Çünkü duyması gereken şey oydu. Ama aslında seçilmiş kişi ve kehanet gerçek oluyor. Bunun gibi inanmam gereken şeyler varmış ve inandım ve ona göre de yaşadım. Bu şekilde yaşayarak her ne kadar bütün yaptığım çıkarımları edindiğim bilgi ve tecrübeleri ifade edemesem de elde etmem gerekenler şu an olduğum kişilikte mevcut olanlarmış. Ha şimdi bunları bir kader inancına dayanarak söylüyorum ama zaten böyle olacakmış da olmuş gibi de demek istemiyorum. Ne yaparsak biz yapıyoruz. Hayata tercih hakkımızın olmadığı durumlar olsa da genel olarak kendi elimizle çiziyoruz kaderimizi. Yani bir kehanet falan gibisinden bir şey var demiyorum kendi hayatım hakkında. Ancak kendi irademin önüne geçen bir inanç verildi bence bana ve bu inancım bu seneki durumumu düşüncelerimi geliştirdi değiştirdi.
Yani zor bir seneydi. Çok inişli çıkışlı zamanlarım oldu. Bazı zamanlar değişik konular çok canımı sıktı. Bu farklı farklı şeylere karşı yeni bir bakış açısı geliştirmem gerektir çünkü hayatı çekinilmez duruma getiriyorlardı. Aslında sürekli hayatı algılama durumum değişti diyebilirim. Hani mesela gün içinde modun değişebilir. Sabah çok iyi uyanırsın öğlen çok düşer modun akşam yine coşarsın. Bunlar olabilir ama bende olan bu değildi sadece. Hayatı algılama şeklim. Sanki farklı kişilikler yaşadım. Bir gün başka bir insandım hayatı şöyle algılayan diğer gün başka bir insan ama bunun nedeni de işte neydi. Bir umut diye tutunduğum inancımı hayatıma oturtmaya çalıştığım ama çıkar yol bulamadığımdan sürekli farklı şekillerde ilerleme çabasıydı bendeki belki de. Herkesin hayatının merkezine kendimi koyamam veya öyleymiş gibi düşünemem ama bazı insanlar da daha düşünceli olabilirdi. Ama geçti gitti. Zart zort oldu bitti. Ünlü bir şairin de dediği gibi. Her şeyi boş ver, İnstagramı boş ver, fotoları boş ver, her şeyi boş ver. Hayır tabi ki her şeyi boş veremem. Doğru da değil. Amaaan deyip geçmek. Çünkü bir zorluk yaşarken edindiğin kazanımları başka bir zamanda elde edemezsin. O yüzden etkisi geçse de geçemese de zorlukların boş ver deyip atmamak gerekiyor kenara. O kazanımlarını korumak için.
Başka söylemek istediğim birçok şey olabilir bu sene hakkında. Detaylıca yaşadığım olaylar üzerinden bir sürü şey anlatabilirim ama şimdilik yeter. Takvimimin bitişi vatana millete hayırlı olsun. Bir sonraki takvimim umarım kısa süreli olur. Bu 280 günlüktü. Kısa süreli bir güzellik için ümit etmek istiyorum yani. Ama direkt gelse de olur beklememe gerek yok illa. İş lazım bir de bana.
Yorumlar
Yorum Gönder