Kayıtlar

Yakınlık

 Bu bir haftadır geceleri huzursuzum. Kötü rüyalar, kabuslar görüyorum veya görmüyorsam bile huzursuzca uyanıyorum gece. Bazen acayip bir korku oluyor içimde baze huzursuzluk. Bir haftadır ama sekmeden böyle oldu, bugün de olur belki orasını bilemiyorum. Ama rüyalarımdan ve sürekli etraftaki haberlerrden falan duyduğum, gördüğüm şeyler sonucunda bir şey farkettim ki ölüm beni korkutmuyor. Yani sonraki bir hayata gidecek olmak bana şöyle hissettiriyor. Sanki tanıdığım bir yere gideceğim. Hayatımın her anında belki debir nebze olsun ölümü hatırladığım için böyle hissediyorum. Günahlarım da çok ama günah işledikten sonra bazen kendimi Allah'a daha yakın hissediyorum. İçimde O'na karşı acayip bir sevgi büyüyor. Tabi bu günaha yönelmeye bir bahane olmamalı ama böyle hissediyorum bazen. O yakınlık da cidden içimdeki o boşluğuı dolduran bir yakınlık oluyor. Ona sarılıp onla yaşamak isterdim her zaman ama mümkün mü bilmem. Ölüm uzak hissettirmiyor bana kendini. Yaşadığım ve çözüme kavu...

Boşluk

 Gece başlarken geliyor. Bu neyin boşluğu bilmiyorum. Hani bir dişin çekilir onun yokluğunu hissedersin bir süre. Ama altıncı parmağının yokluğunu hissetmezsin. Bende giden ne var da bu boşluk kendini, kendi kendini vakumlayıp yeniden getiren bir delik gibi hissettiriyor. Eskilerden gelip gidenlerin yeri mi acaba. Bunca zaman geçti ama nasıl da her geçen gece artarcasina hissediyorum bu boşluğu. Azalan imanımın boşluğu mu acaba. Eski bir ayıciga sarılıp yatıyorum. Boşluğu dışardan onunla doldurmaya çalışıyorum. İyi de hissettiriyor aslında. Ama nedir bu böyle. Uykum da var aslında ama uyutmuyor. Canım sıkılıyor. Bir şey yapmak istiyorum ama hiçbir şey de yapmak istemiyorum. Bir coşasim geliyor içimden. Patlayacak bir volkan var sanki. Ama hayata inancımı yokladigimda geçmişim umursamaz sayfaları bana duruldu diyor. Söndürüyor kabaracak gibi olan inancımı. Sonra yine sıkıntı yine boşluk. Geçmişin sayfalarında dolaşıp duruyorum. Bazen gelecekten Bir umut yakalar gibi oluyorum ama çok...

3 Temmuz

 Bu senenin başlarında. Ekim ayının başı Eylülün sonu falandı. Bir takvim yaptım kendime her gece çarpı atıyordum. Bu seneyi sabır senesi olarak da ilan etmiştim. Öyle de oldu. Bol bol sabır ve biraz da kozalak dolu bir sene oldu. Zordu gerçekten. Her gün sabırla zamanın geçmesini beklemek. Ha şu an da olan bir şey yok sadece zaman geçti ama geri dönüp baktığımda hiçbir gününü tekrar yaşamak istemediğim bir sene olduğu için en azından bildiğim bazı kötü günler geride kaldı. İşte o yaptığım takvimin 3 temmuz son günüydü. Tabi ilk yaptığım takvimi aşırı ümitliydim geleceğe dair. İleriki günlere baktığımda diyordum ki hele bir şu zaman gelsin çok güzel olacak her şey diyordum. İçim içime sığmıyordu bazen inancımdan. İnananlar kaybetti... Çok isterdim inananlar kazandı demeyi ama olmadı. Demek ki her ne kadar hayat seni bazı şeylere inanmaya ne kadar zorlasa da o inandığın şey olmak zorunda değil. Yaşanması gereken şey senin o inanca sahip olarak yaşamanmış. Matrix'te bir sahne vardı. ...

Kalp Kırmanın Bedeli

 Hayatta her şeyin bir karşılığı vardır bence. Bu karşılıkları kimi zaman apaçık bir şekilde görürüz kimi zamansa hiçbir karşılığı olmadığını düşünürüz. Benim bahsetmek istediğim konu ise kalp kırmanın karşılığı. Herkes çok basit kırıyor insanların kalbini. Gün geçtikçe bencillikler artıyor umursamazlıklar artıyor, manevi yönler köreldikçe köreliyor. Bir insanı harcamak çok kolay geliyor insanlara. Ne hissettiği ne düşündüğü umurunda olmadan paramparça edebiliyorlar karşıdaki insanın duygularını mutluluklarını. Maalesef çok üzücü hele ki karakterinizde ben gibi fazla düşünme fazla empati kurma gibi özellikleriniz varsa mahvediyor bu tarz durumlar insanı. Hem olayı yaşadığı için mahvediyor, hem kendine olan sevgini azaltıyor, hem farklı hissettiriyor falan filan bir sürü etkisi oluyor. Kırık bir kalp ise sonrasında buna karşılık bir adalet arayışına giriyor. Bir çok insan tertemiz duygularla yaklaştığı kişiler tarafından kırılmıştır ve bu kırılmanın bir karşılığı olsun istiyor insan...

İsraf Olmuş Hayat

Neresinden nasıl yazacağımı bilmiyorum bunu. Hayatımın tamamen israf olduğunu düşünüyorum. Yani yaptığım hiçbir şey ki doğru düzgün hiçbir şey yapmadım. Hayata karşı insanlara karşı inancım yok oldu neredeyse. İnanmak zaten kendi içimizden gelen bir şey. Bir çok olayda da inanmaya yorduğumuz için inanıyoruz. Başka görmek isteyen insan başka görebiliyor. Ne biliyim. Bir sınavdan yüksek alan iki insan birisi inancına yorarken diğeri başka bir şeyi  neden gösterebilir. Ha Allah'a inancım var. Ona olan inanç olan bütün olayların arkasında onun olduğuna inanmak ve Allah da zaten olayları hep bir neden sonuç silsilesi içinde yaratıyor. Yani tabi ki her zaman böyle değil ama insan genelde hayatta ne ekerse onu biçiyor. Ne yaparsak onun karşılığını görüyoruz. Bu karşılıklar toplumdan ve zamandan zamana değişebiliyor. Bu durum böyle olunca ne yaparsam onun karşılığını yaşayacağım diye düşününce ben bir gelecek göremiyorum kendime. Bir çıkış yolu bulamıyorum. Yaşadığım hiçbir şeyin huzurlu b...

Bir İhtimal

 Bir ihtimal üzerine yaşamak mantıklı mıdır.   Aslında hayatımız hep ihtimaller üzerine planlar kurarak ilerler. Hep değil ama genel olarak birçok alanda ihtimaller hayatı kaplar. Bir şey için çalışırken çabalarken kendi irademizin dışında da olabilecek birçok ihtimal vardır ve bunları düşünerek bazen göze alarak devam ederiz hayata. Peki bu istimal var olması ve olmaması durumu hayatı derinden, böyle temelden etkileyecek bir ihtimalse. Mesela gözün kapalı bir adım atıyorsun ve orada bir taban olduğu ihtimali ile ama yoksa düşeceksin varsa yoluna devam edeceksin. Böyle bir ihtimal varsa. Yerinde durmak yerine adım atmak adına, hayata tutunmak adına, yaşamak adına böyle bir ihtimali göze alarak yaşamak mantıklı mıdır. Bence mantıklı. Neden? Çünkü bu yerinde kalmanın yıllardır sürdüğünü ve seni erittiğini düşün. Hayatında sürekli aynı yerdesin ve eriyip gidiyorsun. Ve biliyorsun ki bu böyle devam edip gidecek. Kimse gelip de elinden tutmayacak. Erkeklerin beyaz atlı prensle...

Agresiflik

 Bu sıralar biraz agresifim. Bugün pek değilim ama diğer günler okulda özellikle gergin oluyorum. Dün biriyle kavga etmeye hazırdım. Tartışmak için konuştum çocuk kibar konuştu bir şey olmadı ama direkt dalmaya hazırdım beni deli etmişti. Gerginliğimin sebebi genel yalnızlık bence. Bu kalabalığın içinde yalnız kalmak kendini rahat hissedeceğin bir grubun insanların olmaması. Zaten okula zamanında da gitmek istemememin nedenlerinden birisi buydu. Yalnızlık ve anlaşılmamak zor. Ve üstüne bu sıralar anlaşıldığımı düşündüğüm insanlar yani yakınlarım tarafında da bir saygı eksikliği görüdğümü düşünmemeden kaynaklı ekstra gerginim. Belkki de fazla alıngan davranıyorum bilmyiorum ama saygı üzerine şimdi derinden yazamam defterime yazmıştım sıcağı sıcağına ama cidden saygı eksikliği hissediyorum bana karşı. Sanki rastgele birisiymişim gişbi davrannılıyorum gibi hissediyorum bazen. En sevmediğim şey olan takmamak sanki bana çok yapılıyor. Bu konuda birisine kırgınım ama o da bu durumu hiç t...