Kalp Kırmanın Bedeli
Hayatta her şeyin bir karşılığı vardır bence. Bu karşılıkları kimi zaman apaçık bir şekilde görürüz kimi zamansa hiçbir karşılığı olmadığını düşünürüz. Benim bahsetmek istediğim konu ise kalp kırmanın karşılığı. Herkes çok basit kırıyor insanların kalbini. Gün geçtikçe bencillikler artıyor umursamazlıklar artıyor, manevi yönler köreldikçe köreliyor. Bir insanı harcamak çok kolay geliyor insanlara. Ne hissettiği ne düşündüğü umurunda olmadan paramparça edebiliyorlar karşıdaki insanın duygularını mutluluklarını. Maalesef çok üzücü hele ki karakterinizde ben gibi fazla düşünme fazla empati kurma gibi özellikleriniz varsa mahvediyor bu tarz durumlar insanı. Hem olayı yaşadığı için mahvediyor, hem kendine olan sevgini azaltıyor, hem farklı hissettiriyor falan filan bir sürü etkisi oluyor. Kırık bir kalp ise sonrasında buna karşılık bir adalet arayışına giriyor. Bir çok insan tertemiz duygularla yaklaştığı kişiler tarafından kırılmıştır ve bu kırılmanın bir karşılığı olsun istiyor insan. Demi. Bu temizliği kendisine göre gereksiz olan nedenlerle kirletmesi karşıdakinin, bencillik yapması, düşüncesizce harcaması seni bir karşılık bulmalı diyor insan. Yani tamamen bu kırgınlıktan kurtulmuş olsa dahi hiçbir şey hissetmiyor olsa dahi hayatın bu durumda karşıya ektiğini biçtirmesi lazım geliyor. Bu karşılık olarak belki bir çoklarınız görmüştür, kıran kişinin pişmanlıklarını veya yaşadığı kötü olayları ben şimdi ise hiçbir karşılık görünmediğini düşündüğümüz olayların karşılığını söyleyeceğim. Bence kalp kırmanın karşılığı algı kapanıklığıdır. Hayatta her şeyin bir artısı eksisi vardır ya. işte kalp kırınca kişi kendi bir artı kazansa da kendi açısından kazandığı eksi algılarının kapanması oluyor bence. Bunu objektif bir şekilde gözlemlemek zor çünkü hayat her yönüyle sürekli değişen bir şey ki insan da öyle. Yani bugün sevmediğim bir şeyi yarın seviyorum derim ve bunun benim algılarımın kapanmasından dolayı olduğunu da söyleyemezsiniz. Belki bunu anlamak için hayata büyük bir pencereden bakan bir üst göz olmak gerekir. Belki de derinlemesine incelense bir kişi bunu anlarız. Benim bu sonuca varmamın nedenini ise henüz tam olarak paylaşmayacağım. Algı konusuna gelince evet çok kişisel bir şey. Yani herkes hayatı kendi penceresinden gözlemlediği için kendi bakış açısıyla görüp vardığı sonuçlara başkasının aynı şekilde varamaması o kişi için karşısındaki hakkında algılarının düşük veya kapalı olduğunu düşündürür. Ama bir dakika çok kişisel bir şey değil vazgeçtim. Kişisel değerlendirileceği durumlar çok olsa da apaçık bir şekilde algısı farkındalığı düşük kişiler var ve her ne durumda olursa olsun kendinin üstte olduğunu düşünenler de var. Bunları bir kenara bırakıp karşılıklı eşit zekaya sahip iki insanı ele alırsak bir durumda ikisinin algısı diğeriyle çelişebilir biri diğerine düşük gelebilir. Algı veya farkındalık demeye çalıştığım şey. Kalp kıranın azalıyor. Zortluyor yani demek istediğim şey. Yani üzülmeyin zaman hayat veya Allah deyin bunu karşılıksız bırakmıyor. Şöyle bir örnek de vereyim. Mesela bir dondurma düşünelim. 5 birim tadında olsun. 6 birim tadında dondurma yemeyen birisi için 5 birimlik dondurma en tatlı dondurmadır. İşte kalp kıranın hayattan tat alma birimi azalıyor. Yaşadığı bir olayda normalde 6 birim tat alabilecekken düşen algısı ve farkındalığı onun o olaydan 5 birim tat almasına neden oluyor. Sonrasında yaptığı tercihlerde de yine kapanan algısından dolayı 5 birime kadar oluyor. Üstünün olduğunun farkına dahi varmıyor.
Bu yazımı kendimi rahatlatmak için bir çırpınış bir ispat veya kötüleme yazısı olarak da değerlendirebilirsiniz veya haklı olduğumu da düşünebilirsiniz. Yani duygularımı hissettiğim gibi paylaşmaktan çekinmem. Benim yaşadığım olay sonrası düşüncem bu. Haklıyımdır veya değilimdir. Olaylara farklı algılardan baktığımızda farklı görülebileceği gibi, az önce söyledim, benim için de bu geçerli. Ancak benim açımdan görünen bu.
Yorumlar
Yorum Gönder